Text

Ben çok kadınım da, bana bir erkek lazım. Keşke bir yalanlayan olsa bunu, bütün olurdum.

Text

Ben çok yetenekliyim de, bana bir akım lazım. Keşke bir bilen bulsam, eleştirmen olurdum.

Text

Ben çok bilgiliyim de, bana bir anlam lazım. Keşke bir yandaş bulsam, siyaset sahibi olurdum.

Text

Ben çok bağımsızım da, bana amaç lazım. Keşke bir âna tutunabilsem, dava sahibi olurdum.

Text

Ben çok iyiyim de, bana itiraf lazım. Keşke günah çıkarabilsem, din sahibi olurdum.

Text

Çoktan evlenmiş ve boşanmış olmak isterdim. Normal olurdu.

Text

Bir karar verdim sonunda. Doğru olduğunu hissettiren epey alamet var.

Tüm gereksiz gözlemlerimi, zihnimde yer kaplayan manasız hatıratımı bir bütüne şekilledirebilecek bir zamk gibi bir karar. Amacına ulaşır ulaşmaz. Sinema peşine düşmek bana şimdiden -bile- çok tamam hissettirdi. Senelerdir peşine düştüğüm ilk kısa film senaryomu yazdım bile. Hem sonu bile var -ki en zoru olmuştur hep.
Text

eskiden her yola çıkmadan önce ufak bir vasiyet bırakırdım ankara’da. dışarıda okuyunca çok yolculuk ediliyor malum. gitarım şunun, müzik setim bunun olsun, defterlerimi kitap yapın filan gibi geyik şeyler. 

şimdi hostesim, sürekli havada yolculuk halindeyim. işin şakası yok, kaza demek kurtuluşsuz ölüm demek.. ne kadar çok uçarsan o kadar çok tehlike geçiriyorsun. çalıştığım insanların en az üçte birinin gayet ciddi bir şekilde, avukatlarında vekaletnameleriyle filan duran vasiyetleri var. bunlar tabi eski çalışanlar oldukları için malları da çok.

benim pek bir şeyim yok. ama evden her çıkarken, eğer ölürsem annem babam kardeşim bu eve gelecek bilinciyle evi derli toplu bırakmak hali fena. pencere kenarında bıraktığım çay bardağımın bile arkamda kalanlar için ekstra üzücü bir hissiyat yaratacağını bildiğimden, sanki bu evi iki ay önce terk etmişim gibi toplayarak çıkıyorum kapıdan.

her seferinde, her gün, her işe gideşimde.

iki seneden fazla oldu, artık evden çıkarken buraya bir daha dönemeyebileceğim hissini kanıksadım. ama sırf bu kanıksamadan dolayı bile aslında aldığım maaşı ne kadar hakkettiğimi anlıyorum.

eve dönemeyecek olma olasılığı insana hayata karşı inanılmaz bir geçicilik hissi ve yanında hafiflik katıyor. kısa vadede hayata bakışını olumlulaştıran bir durum, evet, ama uzun vadeli hiçbir şeyi düşünemez oluyorsun.

 

Text

2011 Şubat ayından beri buraya yazıyormuşum. İnanamadım. 

Ne kadar uzun zaman olmuş! işin kötüsü tüm postları aynı anda görebileceğim bir yer de bulamadım bu sitede. Her ne kadar hezeyanlarımla dolu olsa da iki sene önce nelerle ilgilendiğim beni çok meraklandırıyor. Zira burası hakikaten benim hiç düşünmeden, kurmadan yazdığım bir ortam. Misal Blogger’ı sorsan -ki 2006’dan beri oralardayım- her yazdığımı hatırlarım. Ama burası ayrı. Rss çeksem, google reader’da görüntüleyebilir miyim ki? Orası da kapanacak gerçi, ki zaten orada abone olsam gerek kendime. Ay dur evet, oraya bir bakayım. 2011 filan görünce aklım çıktı, unuttum. Oraya bir bakayım ben kapanmadan.

Bu arada Google reader Temmuz’da kapanacak ya, ekşi’de herkes Feedly’i öneriyor. Ama Google gibisi… Of, gerizekalı mı bunlar, niye kapatıyorlar ki?

Text

Geçen biriyle Sinema TV bölümleri üzerine sohbet ediyorduk. Sohbet geldi yine senaryoya vardı. Elbette kendisi bir kısa film çekmek istiyormuş. 

Bana “senaryo yazabiliyor musun?” diye sordu. Yazabildiğimi söyledim. 

“Benim derdim sonunu yazmak. Pekisen son yazabiliyor musun” dedi. Yazabildiğimi söyledim yine. Gayet kendimden emin.

Halbuki daha önce başladığım hiçbir hikayenin sonunu getiremedim. Ama kendimi iyi tanıyorum, görev insanıyım ben. Bana iyi bir brif verilir bir de deadline belirlenirse kesinlikle yaparım. Sonunu da getiririm, çünkü getirmem gereklidir. 

O sırada masadaki diğer arkadaş lafa girdi; “madem bir projeye ihtiyacın var, bunu şimdiye kadar kendi kendine de yapabilirsin aslında” dedi.

Eh, dedim açıkça, benim derdim de o. Kendi kendime yapınca çok salıyorum. Kendim söz konusu olunca iyi niyetimi suistimal ediyorum. Hele sen bana bir ödev ver, kendim için yaptığımdan çok daha iyisini ortaya koyabiliyorum.

Ne yapayım, ben böyleyim. Gayet de memnunum.